Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
A+ A A-

Türk mutfağının dünü ve bugünü

Türk mutfağının dünü ve bugünü

‘’Geçmişine Sahip Çıkmayan Geleceğine Çıkamaz’’

 

Geçmiş yıllarımızı incelediğimizde ne kadar görkemli ve heybetli bir mutfak kültürümüzün olduğunu ,yüzyıllarca Selçuklu,Anadolu ve Osmanlı dönemlerinde çeşitlilik,lezzet ve pişirim tarzı ile Dünya Mutfaklarını etkilediğini görürüz.Şu an geldiğimiz noktada  ise Fransa,Uzakdoğu ve İtalyan Mutfaklarının  başı çektiğini görmekteyiz.Ama bizim gönlümüzden geçen bizim mutfağımız ilk üçün arasına girmesi.Ne yazıktır ki resmi boyutta bunun böyle olmadığını görmekteyiz.Mutfağı ile  övünen Fransızların ünlü  aşçılarından M.Montaigne   şöyle demiştir.”biz yemek  pişirmesini haçlı seferleri  sırasında Anadolu dan öğrendik’’ Türk mutfağı uzun bir tarih gelişim süreci sonucunda ortaya çıkan bir mutfak olması bakımından Uzak Doğu ve Fransız mutfakları ile birlikte anılan dünyanın üç önemli mutfağından biri durumuna gelmiştir.

Orta Asya da başlayan ve bu günkü Türkiye de biten göçün diğer ülkelerin fethedilmesi ve birçok medeniyetin yaşamış olduğu Anadolu da kurulan İmparatorluğun sonucu zengin, renkli ve birçok ülkenin özelliklerini bünyesinde toplayan bir mutfak olarak gelişmiştir. Türk mutfağının bu renkliliğini ve çeşitliliğini sağlayan etkiler ise şu şekilde sıralanabilir.

*  Türk ulusunun dünyanın en eski  toplumların dan biri  olması

*  Orta Asya da başlayıp, Anadolu da biten göç sırasın da ve sonrasında birçok toplum ve ulusla ilişkiler

*  Mezopotamya dan kaynaklanan Anadolu mutfağının varlığı

*  Osmanlı imparatorluğu nun genişlemesi sırasında Asya, Avrupa, Afrika da birçok ülke özelliklerinin imparatorluk bünyesinde toplanması ve bu ülkelerin mutfaklarından etkilenme

*  Gelişmiş Fransız mutfağından kimi pişirme yöntemlerini alma

Böylesine bir mutfak hazinesi olan Ülkemiz son yüzyıla baktığımızda bunu kaybettiği, yerinde saydığı bir gerçektir. Her alanda olduğu gibi başarı tamamen bireysellikten geçer. Siz yapacağınız işi başarıyı bireysel olarak yapılabilirliğini gösterdiğiniz taktirde diğer derneklerden, kurumlardan, Devletten destek görüyorsunuz. Biz Şeflere de büyük iş düşüyor. Türk Mutfağını tanıtmak Uluslar arası platforma taşımak istiyor isek ki amacımız bu olmalı. Siz mutfağınızı gerek yurt içi gerek yurt dışında en iyi şekilde temsil eder iseniz, adını duyurursanız o zaman kendimizi Türk Mutfağını ve Türk Aşçılarını eskisi gibi Dünya Mutfakları arasında yerini aldırdığımız taktirde gerekli desteği  her kurum ve kuruluşlardan gelecektir.

 Türk Mutfağımıza sahip çıkmadığımızda daha çok dönerimize, musakkamıza, cacığımıza, baklavamıza çok sahip çıkarlar. Ne zamanki canımız yandığında o zaman sahipleniyoruz. Bu böyle olmamalı aşçı dernekleri arasında birliktelik sağlanarak bu ürünlerimize sahip çıkarak ve de bu ürünleri Devlet tarafından da patent alınmasına gidilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde bu yaşanan sıkıntılar daima var olacaktır.

‘’Türk Mutfağında Bu Gün’’                                                        

          Son yıllarda gündemde olan ‘’Fusion Mutfağı, Moleküler Gastronomi ’’ ile beraber tabaklarımızda ,ürünlerimizde çok yapıcı ve yenilikçi olarak değişimler olmaktadır.Burada dikkat edilmesi gereken nokta yemeğin özünü bozmadan farklı sunumlar ile besleyerek yeni lezzetler  yaratmak.Buna Türk Mutfağının şiddet ile ihtiyacı vardır.Bu tabaklarımızı çok iyi aktarmalıyız, anlatmalıyız.Bizim en büyük sıkıntılarımızdan biride bu; yaptığımız işi aktaramamak satamamak.,marketing bölümünde sınıfta kalıyoruz.Yarattığınız ürünü satamadığınız taktirde bu güzelliğin bir anlamı yok.Ülke mutfaklarını etkileyecek ürünler yaratmamız gerekir.Biz şeflere en büyük düşen görev bu.Otellerimizde ,Restoranlarımız da fusion mutfağı ile alakalı tasarımlar yapmalıyız ve bu tasarımları da  genele yayarak etkin bir şekilde yerini aldırmalıyız.

Büfelerimizde artık gecelerde bizim özümüz olan Yöresel yemeklerimize ( İç Anadolu Bölgesi,Karadeniz Bölgesi,Doğu Anadolu Bölgesi vb. ) yönelmeliyiz.Türk Mutfağımızı Türk Aşçılarını  tanıtmak istiyor isek bunun tanıtımı bu şekilde olmalıdır.Hala gelen İtalyan ,Fransız,Alman ve Rus misafirlerimize kendi yemeklerini temalı geceler adı altında sunmaya çalışıyoruz.Bunu da büfelerimizde ne kadar orijinal olarak yaptığımız tartışılır,maliyet ,malzeme açısından .Dışarıdan gelen misafir gelmiş olduğu Ülkenin mutfağını görmek tanımak ,tatmak ister.Bizim yapacağımız da bu olmalı ve bunu da halkla ilişkiler departmanından ,animasyon departmanına kadar Şefin hazırlamış olduğu Bölgesel geceyi ve yemeklerinin  bilgisi verilerek ‘’ bölgenin yüz ölçümünden ,ürün yelpazesine kadar bilgilendirme yapılarak Orijinal Türk Mutfağımızı çok iyi bir şekilde aktarabiliriz.

            Bu şekilde radikal değişimler yapmadığımız takdir de Türk Mutfağın da yarınlarında da çok değişikler olmayacaktır. Şunu unutmamak lazım yenilikçi, yapıcı, özüne sadık kalarak fusion ürünler yaratıp ve bunu da en iyi şekilde anlattığımız zaman yarınlarımız çok daha iyi olacaktır.

 

‘’Sevdiğim Sözler’’

Uzaklarda bir köyde, çocuğu dogmadan kocası ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye baslar.Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz.Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da,oldukça uysallaşır.Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar.Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır...Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.Aradan biraz zaman geçer ve anne eve

gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. 

             ‘’Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir..ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür...’’

Evet sevgili dostlar:

Einstein'in söylediği rivayet edilen bir söz vardır:

"İnsanlardaki önyargıyı parçalamak benim atomu parçalamamdan çok daha zor"

 

   ÖNYARGININ OLMADIGI !!! 

         EN GÜZEL GÜNLER SIZLERIN OLSUN

 

Ali Rıza DÖLKELEŞ

Bu yazıyı arkadaşlarınızla paylaşmak istermisiniz ?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Kimler Çevrimiçi

21 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Giris Yapin or Hesap olustur