Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn
A+ A A-

Ben Nasıl Bir Chefim

Ben Nasıl Bir Chefim

Artık aşçılık hayatta hedefi olmayan, ne iş yapacağını bilmeyen ve mesleki olarak hayatta tutunamayanların çırak olarak başladığı bir alan olmaktan çıkmıştır

Türk Mutfağına ve Gastronomisine gönül vermiş ve bu uğurda kendisini adamış biz mutfak gönüllüleri. Bu sanattaki hayalimizdir iyi bir Chef olmak. Son yıllarda ne mutlu ki bu hayal artık okul yılları itibari ile başlamakta. Eski yıllarda olduğu gibi usta – çırak ilişkisi ile değil artık açılan Turizm Meslek Liseleri Mutfak bölümleri olsun, Üniversiteler olsun chef olmak isteği ile kendini gastronomiye adamış gençlerimize yeni bir kapı olmuştur. Benim tespitlerim okullarımızda eğitim almış ve buradan başlamış gençlerimizin en büyük ideali Türk Mutfağına ve Gastronomisine hizmet verecek tanıtacak yön verecek iyi bir ‘’chef olmak’’ bu yolda devamlı kendisini yenileyen araştıran bir gençlik geliyor. Bu tespitlerimin doğruluğunu da gerek okullarda yapmış olduğum panellerde gerek yanımda staj yapan öğrencilerimden ve de son yemek yarışmalarında göstermiş oldukları yüksek performans ile gençlerimizin son derece bu yolda azimli ve hırslı olduklarına şahit oldum.

Bu olgular Türk Mutfağı açısından sevindirici. Gençlerimize gerekli desteği verdiğimizde mutfaklarımızda imkân verildiğinde göreceğiz ki ileri ki yıllarda daha bilinçli kaliteli ve eğitimli Chef’ler yetişecektir. Bu eğitim sürecindeki sorumluluk ta şuan Chef olarak görev yapan bütün Mutfak Chef’lerine düşmektedir. Öğretim görevlilerimiz en iyi şekilde gerek pratikte gerek ise teorikte bu gençleri hazırlıyorlar. Biz Chef’lere de aynı özveri ile bu okullu gençlere mutfaklarımızda aynı bilinç ile yer ve imkân verdiğimiz de Türk Mutfağının yarınlarında daha bilinçli aşçılar ve chef’ler olacaktır.

Çünkü artık aşçılık hayatta hedefi olmayan, ne iş yapacağını bilmeyen ve mesleki olarak hayatta tutunamayanların çırak olarak başladığı bir alan olmaktan çıkmıştır. Tam aksine bu sanatın sadece pişirip, sunmak olmadığı, tıpkı bilimle sanatın birleştiği görsel bir sunum tekniği haline gelmiştir.

 Chef olarak sorumlu olduğumuz mutfakları birer okul olarak düşünüp, düşündüklerimizi gastronominin bize sağladığı incelikleriyle birleştirip, bizden sonraki gençlere kadar indirgediğimiz takdirde, o zaman dünya mutfakları arasında biz de varız diyeceğime inanıyorum.

Bu sanat bu incelikler üzerinde gelişirken biz chef’ler ne yapıyoruz? Bu düşüncelere bu kadar riayet ediyor muyuz? Yâda ‘’aman ben iyi bir chefim iyi de bir otelim var bundan sonrası beni bağlamaz, unumu eledim eleğimi astım’’ düşüncesi mi var; ne yazık ki şu an görev yapan birçok şefimiz de bu mantık var. Kendi köşesinde en iyi usta edaları ile ahkâm kesmek, yapılabilecek en kolay davranış. Bir de yetmezmiş gibi kendisini Türk Mutfağına ve Sanatına adamış kişileri de yıkıcı olarak eleştirmekten o içerisindeki karamsar duygu ve düşüncelerini de etrafına bir virüs gibi yaymaktan geri kalmıyorlar. Bunun sebebi ise yapamamaktan, başaramamaktan ve geride kalacağım korkusundan kaynaklanıyor.

 

‘’Sevdiğim Sözler’’

Franklin bir çocuğa bir elma vermiş. Çocuk çok sevinmiş. Bir elma daha vermiş. çocuk daha çok sevinmiş. Bir elma daha verince çocuk sevinçten deliye dönmüş. Ve bir elma daha verince, çocuk dört elmayı elinde zaptedememiş, sonuncusunu da düşürmüş yere...

Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.

Hayat böyledir işte... Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, Onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.

"Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan"

Ali Rıza DÖLKELEŞ

Bu yazıyı arkadaşlarınızla paylaşmak istermisiniz ?

Submit to DeliciousSubmit to DiggSubmit to FacebookSubmit to Google BookmarksSubmit to StumbleuponSubmit to TechnoratiSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn

Kimler Çevrimiçi

27 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Giris Yapin or Hesap olustur